Joseph Schumpeter’in kapitalist büyüme modelinin temelini oluşturan “yaratıcı yıkım” kavramı, eski ekonomik yapıların ve teknolojilerin yerini yenileriyle değiştirmesiyle yenilik ve ilerlemenin itici gücü olarak kabul edilmektedir. Ancak günümüz gelişmiş ekonomilerinde bu dinamiğin yavaşladığına dair bulgular artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkelerinde iş dinamizmi göstergelerindeki (iş giriş-çıkış oranları, işten işe geçiş oranları) düşüş, ekonomik büyüme ve üretkenlik artışının yavaşlamasına neden olduğu ve bunun, iş gücü ve kaynakların etkin kullanımını engellediği ve inovasyonu baskıladığı savunulmaktadır.
Yaratıcı yıkımın yavaşlamasının temel nedenleri arasında kurumsal yoğunlaşma, korumacılık politikaları, finansal destek mekanizmalarının yanlış hedeflenmesi gibi faktörler yer alabilmektedir. Özellikle ABD’de büyük ölçekli şirketlerin ekonomideki payı 1930’larda %70 civarındayken günümüzde %90’a yükselmiştir. Bu durum, ölçek ekonomilerinin avantajlarıyla inovasyonu hızlandırırken, piyasa giriş engelleri oluşturarak rekabeti sınırlamaktadır. Yapay zeka sektöründe büyük şirketlerin veri yoğunluğu ve ağ etkilerinden faydalanması, yeni girişimlerin pazara erişimini daha da zorlaştırmaktadır.
Benzer şekilde, korumacılık politikaları da yenilikçilik üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Ticaret engelleri ve yabancı yatırımlara getirilen kısıtlamalar, ekonomilerin dinamizmini zayıflatmakta ve uzun döenmde büyüme potansiyelini sınırlamaktadır. Finansal kriz ve pandemi dönemlerinde uygulanan destek paketleri ise zayıf ve verimsiz şirketlerin piyasada kalmasına olanak tanımış, bu da piyasa kaynaklarının etkin şekilde kullanılmasını engellemiştir. Örneğin, ABD’deki Russell 2000 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık %40’ının çok düşük kar oranlarıyla ya da karsız olduğu ve bu oranın, 1990’larda %15 seviyelerinde seyrettiği öne sürülmektedir
Devletin veya diğer düzenleyici kurumların uyguladığı yasa, kural, standart ve prosedürlerin yanı sıra toplumsal faktörler de yaratıcı yıkımı yavaşlatan diğer önemli unsurlardır. Artan bürokrasi, girişimcilik ve yenilikçilik üzerinde baskı oluşturmakta, ekonomik dönüşümün hızını düşürmektedir. Bu dinamiklerin yeniden canlandırılması için politika yapıcıların kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerekmektedir. Rekabeti güçlendirmek için piyasa giriş engelleri azaltılmalı ve özellikle yapay zeka gibi alanlarda küçük ve orta ölçekli girişimler desteklenmelidir. Ulusal düzeyde eğitim ve yeniden eğitim programları uygulanarak iş gücünün ekonomik dönüşüme uyumu sağlanmalıdır. Ayrıca, zayıf şirketlerin piyasadan düzenli bir şekilde çekilmesini kolaylaştıracak iflas rejimleri etkinleştirilmelidir.
Türkiye özelinde, yaratıcı yıkım dinamiklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bürokrasinin azaltılması, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve büyük firmaların piyasa hakimiyetini denetleyecek mekanizmaların geliştirilmesi gereklidir. Ayrıca, yenilikçi eğitim programlarının hayata geçirilmesi, Ar-Ge yatırımlarının teşvik edilmesi ve dış ticaret politikalarının yüksek katma değerli ürün ihracatını destekleyecek şekilde düzenlenmesi önemlidir.
Yaratıcı yıkım, ekonomik büyümenin ve üretkenlik artışının temel itici gücü olarak, ekonomilerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için kritik bir role sahiptir. Bu sürecin yeniden canlandırılması, politika yapıcıların yenilikçiliği destekleyen reformları kararlılıkla uygulamasıyla sağlanabilir. Statükoyu koruma eğilimlerinden uzaklaşarak ekonomik çeviklik ve esnekliği artıracak politikalar benimsenmelidir.
YARATICI YIKIM = CREATIVE DESTRUCTION